BÜLENT ŞANLIKAN
Dünyanın en büyük 3’üncü kapasiteli merkezi konumuna gelen Türkök, kapılarını ilk kez AKŞAM’a açtı. Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kan, Organ, Doku Nakli Hizmetleri Dairesi Başkanı Dr. Murat Öztürk, Türkök’ü şöyle anlattı: “Kemik iliği için 3 yöntem bulunuyor. Birincisi hastanın kendi kök hücresi, ikincisi ikiz kardeş, anne-babadan alınan kök hücreler üçüncüsü ise akraba dışı. Türkök kısa sürede dünyanın kemik iliği bankası sıralamasında 11’inci sıraya yükseldi.”
DÜNYADA ÜÇÜNCÜYÜZ
“Merkezin temeli 2008’de atıldı ama ilk nakil 2015’te yapıldı. 2010’da dünyada teknoloji değişimi oldu. Yeni teknolojiyle Türkök’ü kurduk. Bu bizim için avantajdı ve bizi parlayan yıldız yaptı. Türkök olarak dünyadaki benzeri bankaların önüne geçmiş olduk. Amerika, Almanya’nın ardından dünyanın üçüncü büyük laboratuvarına sahibiz. Biz devletin bütün gücünü kullanıyoruz. Nakil merkezlerine hasta geldiği zaman hekim tedaviyi uygularken hangi aşamada nakile gideceği konusunda şüpheleri vardı. Şimdi, Türkök’e soruyor ve bizden aldığı cevaba göre plan yapıyor. Böylece hasta da rahat hekim de.”

KIZILAY PARTNERİMİZ
“Türkök’de bağışçıya bu kök hücreleri depoluyoruz. Bu noktada Kızılay ile protokol yaptık ve bir süreç başlattık. Bu süreç; bağışçı kazanımı, doku tipleme çalışılması, veri havuzunu oluşturulması, gelen talebe göre doku tipinin taranması ve eşleştirme şeklinde. Eşleştirme de doğru çıktıktan sonra donör ile irtibata geçiyoruz. Nakil tarihinden 5 gün önce aşı olması gerektiği için donörü evinden alıp naklin yapılacağı ilde tüm masrafları tarafımızdan karşılanmak üzere misafir ediyoruz. Sonra kandan sadece kök hücreleri alarak kuryeye veriyoruz ve o da nakilin yapılacağı merkeze götürüyor. Bu süreçte donör ile hasta arasında kesinlikle bir temas olmuyor.”
HAFİYELİK YAPIYORUZ
“Eşleşme olduktan sonra donöre ulaşmak için bazen hafiyelik yapıyoruz. Süreç içinde adresini cep telefonunu değiştirmiş olabiliyor. Kars’ta böyle bir donörümüz vardı aradık ulaşamadık. Adresine Kızılay ekipleri gitti, Ankara’ya taşındı dediler Ankara’da araştırdık ama Antalya’da bir otelde geçici işçi olarak çalışırken kendisini bulduk.”
DÜNYADA ÖNCÜYÜZ
“Türkök bankasını kullanarak yapılan bin 357 nakilin tamamı başarıyla sonuçlandı. Dünyada sağ kalım oranı yüzde 70 ama ülkemizde bu oran yüzde 80’in üzerinde. Bu hastalıklar çok zor hastalıklar yani kanser tedavi ediyorsunuz ama biz dünya ortalamasının üzerindeyiz. Dünyadaki diğer kan bankalarıyla entegre çalışıyoruz. Bunun nedeni açık toplum olmamız. Biz ihtiyaç duyulduğunda dışarıya kök hücre veriyoruz ihtiyaç duyduğumuzda da onlardan alıyoruz. Türkök olarak şu ana kadar Almanya, Belçika, Brezilya, Hindistan, Amerika, Kanada, Fransa, İngiltere’ye 48 tane kök hücre verdik. Hedefimiz 2020’de 500 bini yakalamaktı şu anda 460 binlerdeyiz. Birkaç ayda 500 bini geçeceğiz. Bu laboratuvar kapasitemizi çok artırdı.”

Her vazgeçme hastayı ölüme terk ediyor
Türkiye’de bağıştan vazgeçme oranının yüzde 12’lerde olduğunu Avrupa’da bu oranın yüzde 17 seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Daire Başkanı Dr. Öztürk, ret oranlarının aşağılara çekilmesi gerektiğini kaydetti: “Hastanın durumu zaten kritik, eğer donör son anda vazgeçerse bütün çalışmalar çöpe atılıyor. Nakil merkezinin hekimi aradı telefonda ağlıyor, tüm hazırlıkları yapmış ancak son anda donör vazgeçmiş. Donöre müftü gitti ikan edemedi, kaymakam, belediye başkanı, sağlık müdürü kabul etmiyor. En son ben aradım ‘vermiyorum’ kardeşim’ dedi yaklaşım bu… Hekimin çabası, bizlerin emeği, hastanın umudu ve yaşama hakkını elinden alıyor bu davranışıyla bunun vebali çok büyük.”
Dinimize göre hiçbir engel yok
“İnsanlar ‘enerjim bitecek’ korkusuyla vazgeçebiliyor oysa bunlar sürekli kendini yenileyen hücreler. Kan verdiğiniz gibi kök hücrede verdiğiniz zaman vücut yenileniyor ve aslında hard diske format atıyorsunuz, temizliyorsunuz. Bir diğer neden ‘dinen caiz mi? Kur’an-ı Kerim Maide süresinde diyor ki; ‘Kim bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmıştır’ Orada ayırım yapmıyor Müslüman kadın erkek vs. demiyor. Dinen teşvik ediliyor. Bütün İslam alimleri “evet İslam iyilik dinidir” diyor ve teşvik ediyor. Marjinal kesimler var, birkaç kişi çıkıp reddediyor. Dinimize göre engel yok. Bu işin ilacı yok, ilaç insan…”
BU TÜPTE 576 YAŞAM VAR
Doku Tipleme Laboratuvar Sorumlusu Uzm. Dr. Faruk Kalkan sistemin nasıl çalıştığını anlattı: “Kızılay’dan alınan örnekler bize ulaştırılıyor, karşılıklı örnekler alıyor ve kendi sistemimize entegre ediyoruz. Önce DNA’ları izole ediyoruz. Bir tüpün içinde sistem aynı anda 576 hastayı götürüyor. Çalışmaya başladığımız zaman 576 hastayı sonlandırıyoruz. Sonuçları bankanın havuzuna giriyoruz. Sonuçta 576 yaşam bir tüpün içine sığdırılıyor.”





